Kuleli Askeri Lisesi, İstanbul Boğazı kıyısında zarif kuleleri ve tarihi ihtişamıyla hemen göze çarpan ikonik bir yapıdır.
İstanbul Boğazı’nın Anadolu yakasında, Üsküdar ilçesine bağlı Çengelköy sahilinde yer alan Kuleli Askeri Lisesi, beyaz cepheli ve kulelerle bezeli siluetiyle Boğaz manzarasının unutulmaz parçalarından biridir. Boğaz’dan tekneyle geçerken bu zarif yapı hemen dikkatinizi çeker ve Osmanlı dönemi mimarisinin görkemini gözler önüne serer. İki yanındaki simetrik kuleler ve uzun cepheli yapısı sayesinde Kuleli, ilk bakışta adeta masalsı bir sarayı andırarak ziyaretçilerde derin bir hayranlık uyandırır. İstanbul’un hem tarihi mirasını hem de doğal güzelliğini tek karede buluşturan Kuleli Askeri Lisesi, Boğaz kıyısında karşılaşacağınız en etkileyici yapılardan biridir.
Kuleli Askeri Lisesi’nin Tarihi
Kuleli Askeri Lisesi’nin bulunduğu yerde Osmanlı öncesinde bir manastır bulunsa da, yapının askeri tarihçesi 19. yüzyılda başlar. İlk kışla binası Sultan II. Mahmud döneminde, 1828 yılında Asâkir-i Mansûre ordusunun süvari kışlası olarak inşa edildi. Bu ilk yapı tek katlı bir kargir (taş) kışlaydı ve 1839’a kadar kullanıldı; ancak 1844’teki büyük bir yangında tamamen yanarak yok oldu. Sultan Abdülmecid döneminde kışla yeniden inşa edilerek 1847’de yarı ahşap yarı kagir yeni bir bina yapıldı. İki ucunda kuleler yer aldığı için bu yeni yapı halk arasında “Kuleli Kışla” olarak anılmaya başlandı. Kırım Savaşı yıllarında (1853-1856) Kuleli Kışlası müttefik güçlerin kullanımına tahsis edilerek hastane ve kışla olarak hizmet verdi. Savaş sonunda binanın bir kısmı zarar görse de, Sultan Abdülaziz döneminde (1861-1876) kışla asıl amacı doğrultusunda baştan sona yenilenmiştir. 1871 yılında ana duvarları kagir, iç yapısı ahşap iki katlı olarak yeniden inşa edilen bu kışla binası, günümüzde gördüğümüz görkemli Kuleli yapısının temelini oluşturur. Osmanlı’nın son döneminde askeri okul fonksiyonu kazanan yapı, 1872’den itibaren Mekteb-i İdadi (askeri lise) olarak kullanılmaya başlandı. 19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın başlarında, Kuleli Kışlası çeşitli tarihi olaylara tanıklık etti: 1877-78 Osmanlı-Rus Harbi ve 1912-13 Balkan Savaşı sırasında geçici olarak hastane haline getirildi, I. Dünya Savaşı sonrasında İstanbul’un işgali döneminde ise bir süre boşaltılarak farklı amaçlarla kullanıldı. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasının ardından, Ekim 1923’te okul tekrar asli yerine döndü ve Kuleli Askeri Lisesi adını alarak eğitime devam etti. 1925’ten 2016 yılına dek Türkiye’nin köklü askeri liselerinden biri olarak faaliyet gösteren Kuleli, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sonrası alınan kararla kapatılmıştır. Günümüzde askeri okul işlevi bulunmayan tarihi bina, yakın gelecekte bir ulusal müzeye dönüştürülmek üzere hazırlık aşamasındadır.
Kuleli Askeri Lisesi’nin Mimarisi
19. yüzyıl Osmanlı mimarisinin zarif bir örneği olan Kuleli Askeri Lisesi’nin mimarisi, geleneksel Osmanlı üslubuyla Batı’nın neo-klasik (ampir) tarzının bir sentezini yansıtır. Yapı, tipik bir Osmanlı kışlası düzenine sahip olup ortası geniş bir avlu etrafında inşa edilmiştir. Dikdörtgen planlı binanın zemin katında kemerli girişler bulunur; üstündeki iki katta ise üçlü gruplar halinde dizilmiş dikdörtgen pencereler sıralanır. Deniz cephesinde uzanan yapının en çarpıcı mimari unsurları, iki köşede yükselen simetrik beşer katlı kuleler ile ortada yer alan teraslı Hünkâr Kasrı bölmesidir. Bu zarif kuleler binaya adını veren özellik olup, yapıya uzaktan bakıldığında hemen fark edilir. Kuleli’nin cephesi Osmanlı mimarisine özgü ince taş işçiliği detaylarıyla süslüdür. Beyaz renkteki uzun cephe, üzerindeki sütun ve sütunceğerlere sahip giriş kapıları ve sultan tuğrası işlemeli kitabeleriyle dönemin estetik anlayışını yansıtır. Tüm bu mimari öğeler bir araya gelerek Kuleli Askeri Lisesi’ne hem anıtsal bir görkem hem de zarif bir karakter kazandırmaktadır.
Kuleli Askeri Lisesi’ni Yatla Keşif
Çengelköy kıyısında Boğaz’ın genişlediği hatta yer alan Kuleli Askeri Lisesi, uzun cephesi ve güçlü simetrisiyle karşı kıyıdan bile kolayca okunan, bulunduğu hattın karakterini belirleyen anıtsal yapılardan biri olarak suya paralel uzanır. Denizden bakıldığında yapı, yalnızca mimari bir kütle değil, Boğaz’ın yüzyılı aşan eğitim ve disiplin hafızasını taşıyan bir simge gibi algılanır. Karadan çoğu zaman mesafeli ve kapalı hissedilen bu ölçek, su seviyesinden izlenince oranları ve kıyıya yerleşimi sayesinde daha anlaşılır ve dengeli bir bütünlük sunar. Yat kıyıya paralel ilerledikçe cephe boyunca uzanan ritim, yapının neden Boğaz siluetinde bu kadar güçlü bir yer tuttuğunu adım adım hissettirir. Bu noktada mimari, süslemekten çok temsil etmeyi seçer. Yapı, ciddiyetini detaylardan değil, süreklilik ve ölçüden alır. Burada durup izlemek, Boğaz’ın yalnızca saraylar ve yalılarla değil, eğitimin ve kurum kültürünün izleriyle de şekillendiğini fark etmeyi sağlar. Kuleli Askeri Lisesi’ni bu açıdan görmek, Boğaz’da yat kiralayarak ilerlediğinizde çok daha etkileyici bir perspektif sunar. Kuleli Askeri Lisesi önünden geçecek bir plan yapmak isteyenler, filomuzdaki yatları kendi süre ve kişi sayısı tercihlerine göre online olarak değerlendirip menü ile ekstra hizmet ekledikçe bütçenin hangi adımlarla oluştuğunu yatkiralama.net üzerinden rahatlıkla görebilir.