Beylerbeyi Camii

Beylerbeyi Camii

Beylerbeyi Camii, İstanbul Boğazı kıyısında barok mimarisiyle göz kamaştıran tarihi bir sultan camiidir.

İstanbul Boğazı’nın Anadolu yakasında, suyun hemen kenarında zarafetle yükselen Beylerbeyi Camii, ilk bakışta etkileyici silüetiyle dikkat çeken bir Osmanlı eseridir. İstanbul’un en güzel yalı camilerinden (sahil camileri) biri kabul edilen bu yapı, Boğaz’dan geçen tekneler ve yatlar için adeta bir kartpostal görüntüsü sunar. Barok detaylara sahip cephesi ve iki ince minaresi günün her saatinde Boğaz manzarasına ayrı bir güzellik katar. Özellikle akşamları ışıklandırıldığında, caminin sulara vuran yansıması unutulmaz bir ilk izlenim bırakır.


Beylerbeyi Camii’nin Tarihi

Beylerbeyi Camii (diğer adıyla Hamid-i Evvel Camii), 1777-1778 yıllarında Osmanlı Padişahı I. Abdülhamid tarafından annesi Rabia Sultan’ın anısına baş mimar Mehmed Tahir Ağa’ya inşa ettirilmiş ve 1778’de ibadete açılmıştır. Bir selâtin cami (sultanın yaptırdığı cami) olan bu yapı, ilk inşa edildiğinde tek minareliydi ancak 19. yüzyıl başlarında Sultan II. Mahmud döneminde kapsamlı bir tadilattan geçmiştir. Bu tadilat sırasında caminin son cemaat yeri yeniden yapılarak orijinal minaresi yıkılmış ve yerine simetrik iki minare eklenmiştir. Ayrıca aynı dönemde yapının güneyine bir muvakkithane (saat odası), deniz kıyısına dört cepheli bir çeşme ve camiye bitişik bir hünkâr kasrı (sultanın dinlenme bölümü) inşa edilmiştir. 19. yüzyıl boyunca birkaç kez onarılan cami, 1894’teki büyük İstanbul depreminde ağır hasar görmüş ve 1969 yılında kapsamlı bir restorasyondan geçmiştir. 13 Mart 1983 tarihinde bitişiğinde bulunan tarihi bir yalının yanmasıyla çıkan yangın sırasında caminin ahşap kubbesi çökmüş; Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından hızla onarılan cami 29 Mayıs 1983’te tekrar ibadete açılmıştır. Son olarak 2013-2014 yıllarında yapılan restorasyonun ardından Beylerbeyi Camii günümüzde aktif olarak ibadete ve ziyarete açıktır.


Beylerbeyi Camii’nin Mimarisi

Caminin mimarisi, klasik Osmanlı tek kubbeli planını 18. yüzyıl sonlarında ortaya çıkan barok üslup etkileriyle harmanlayan öncü bir örnektir. Barok tarzda inşa edilen camide kesme taş duvarlar ve sekizgen planlı bir altyapı üzerine oturan merkezi tek kubbe bulunmaktadır. Mihrap yönünde yarım kubbe ile desteklenen ana kubbe, çift kasnaklı yapısıyla iç mekâna ferah bir yükseklik kazandırır. Kubbe kasnağındaki pencereler ve toplam 55 pencere sayesinde içeri bol doğal ışık girmektedir; duvarları süsleyen kalem işi motifler ile Osmanlı ve Avrupa tarzı renkli çiniler dönemin estetiğini yansıtmaktadır. Bir yalı cami olarak tasarlanan Beylerbeyi Camii’nin ana cephesi denize bakacak şekilde inşa edilmiştir; kıyı tarafındaki girişe ulaşan on bir basamaklı merdiven ve padişahın kayıkla geldiğinde kolayca karaya çıkmasını sağlayan biniş taşı, bu özelliğin özgün birer göstergesidir. Yapının iki yanından yükselen zarif görünümlü iki minare, tek şerefeli klasik sivri külahlarıyla caminin siluetini tamamlamaktadır. Beylerbeyi Camii, cephe düzeniyle Boğaz kıyısında etkileyici bir görünüm sunmasının yanı sıra ana cephesinin denize dönük tasarlanmış olması bakımından İstanbul’daki camiler arasında öncü bir konuma sahiptir.


Beylerbeyi Camii’ni Yatla Keşif

Anadolu Yakası’nda Boğaz’ın kıyıya iyice yaklaştığı noktada yer alan Beylerbeyi Camii, suyla arasına mesafe koymayan duruşuyla ibadetin gündelik hayatın tam içine yerleştiğini hissettiren yapılardan biri olarak öne çıkar. Denizden bakıldığında cami, büyük bir anıtsallık iddiası taşımadan, ölçülü cephesi ve dengeli oranlarıyla çevresiyle uyum içinde var olur. Karadan çoğu zaman fark edilmeden geçilen bu sadelik, su seviyesinden izlenince caminin bilinçli bir tevazu anlayışıyla tasarlandığını daha net ortaya koyar. Yat kıyıya paralel ilerledikçe yapı, Anadolu Yakası’ndaki ibadet mekânlarının neden daha sakin ve içe dönük bir karakter taşıdığını sessizce anlatır. Bu noktada mimari, gösterişten çok huzuru önceleyen bir dil kullanır. Beylerbeyi Camii, manzaraya hâkim olmak yerine manzaranın bir parçası olmayı seçer. Burada durup izlemek, Boğaz’ın gürültüsünden uzak, dingin bir nefes almak gibidir. Beylerbeyi Camii’ni bu ölçülü sakinlik içinde görmek, Boğaz’da yat kiralayarak ilerlediğinizde çok daha derin bir anlam kazanır. Beylerbeyi Camii çevresinde bir plan yapmak isteyenler, filomuzdaki yatları kendi süre ve kişi sayısı tercihlerine göre online olarak değerlendirip menü ile ekstra hizmet seçimleri yapıldıkça bütçenin nasıl şekillendiğini yatkiralama.net üzerinden net biçimde görebilir.