Saffet Paşa Yalısı

Saffet Paşa Yalısı

İstanbul Boğazı'nın Kanlıca kıyısında yer alan 260 yıllık Saffet Paşa Yalısı, görkemli mimarisi ve zengin tarihiyle dikkat çeken bir Osmanlı sahil sarayıdır.

İstanbul Boğazı’ndan Kanlıca sahiline bakıldığında Saffet Paşa Yalısı zarafetiyle hemen fark edilir. Boğaz’ın serin sularında yansıyan bu tarihî yalı, yüzyıllardır İstanbul'un ihtişamını gözler önüne sermektedir. Geniş cephesi ve iki katlı ahşap mimarisiyle Saffet Paşa Yalısı, Boğaz’ın güzelliğine katkıda bulunan en nadide mimari parçalardan biridir. Kanlıca İskelesi’ne komşu Saffet Paşa Yalısı, Barış Manço Caddesi üzerindeki konumuyla hem karadan hem de denizden görülebilen etkileyici bir yapıdır.


Saffet Paşa Yalısı’nın Tarihi

Saffet Paşa Yalısı’nın temelleri 18. yüzyıl ortasında atılmıştır. Yalı, 1760 yılında Ethem (Edhem) Efendi tarafından inşa ettirilmiş olup bir dönem Osmanlı Devleti tarafından Hariciye Nezareti (Dışişleri Bakanlığı) olarak da kullanılmıştır. Sultan II. Abdülhamid devrinde sadrazamlık yapmış olan Mehmed Sadık Saffet Paşa, harap haldeki bu sahilhaneyi satın alarak aslına uygun biçimde onartmış ve yapı onun adıyla anılmaya başlamıştır. Rivayete göre 1878’de Osmanlı’nın ağır şartlar altında imzaladığı Ayastefanos Antlaşması sonrası Saffet Paşa, yalısında yapılan kritik bir toplantının ardından üzüntüden burada vefat etmiştir. Yüzyıllar boyunca paşalara, prenslere ve düşeslere ev sahipliği yapan yalı; Agatha Christie ve Somerset Maugham gibi dünyaca ünlü yazarları dahi büyüleyici manzarasında ağırlamıştır. Cumhuriyet’in ilk yıllarında yalının kapıları, ünlü gazeteci Sedat Simavi ve ailesi gibi önemli isimlere açılmıştır. 1950’lerde Cenani ailesine geçen konak, bakım maliyetleri nedeniyle zaman zaman film seti olarak kullanılmış; nitekim 1966 yapımı klasik “Çalıkuşu” filminin önemli sahneleri burada çekilmiştir. Ne yazık ki 1976 yılında çıkan büyük bir yangın yalının tamamını küle çevirmiş, yılların zarafeti bir anda yok olmuştur. Uzun süre yıkıntı halinde kalan yapı, 2000’lerde geçirdiği kapsamlı restorasyon ile adeta küllerinden doğmuş; 2004-2007 yılları arasında yeniden inşa edilerek eski görkemine kavuşturulmuştur. Günümüzde birinci derecede korunması gereken kültür varlığı olarak tescillenen Saffet Paşa Yalısı, özel mülkiyette olup ihtişamını Boğaz kıyısında sessizce sergilemeye devam etmektedir.


Saffet Paşa Yalısı’nın Mimarisi

Saffet Paşa Yalısı’nın mimarisi, geleneksel Türk sivil yapısı ile Avrupa barok üslubunun harmanını yansıtır. İki ana kanattan oluşan yalının harem ve selamlık bölümleri, orta sofalı (merkez hollü) plan tipinin simetrik uygulamasıyla düzenlenmiştir. Kanlıca İskelesi tarafında harem kısmı, Anadoluhisarı yönünde ise selamlık kısmı bulunan yapı, denize bakan cephesindeki zarif detaylarla göz alır. Cephenin tamamını kaplayan yalı baskısı ahşap kaplama, geniş saçaklı kiremit çatısı, çıkma yapan cumbaları ve işlemeli pencere parmaklıklarıyla klasik Osmanlı estetiğini sergiler. Yalının selamlık girişinde, duvarlarını süsleyen çini panolarla bezeli bir eyvan (revak) bulunur; yükseltilmiş mermer zeminli bu giriş bölümü önünde Rodos işi çakıl mozaiklerle oluşturulmuş şık bir süsleme dikkat çeker. Tamamı ahşap olan bina sadece iki katlı olmasına rağmen içinde toplam 26 oda ve geniş sofalar barındırır. Ayrıca yalının özgün tasarımında kıyıya özel bir kayıkhane (tekne garajı) ve hizmetlilere ait bölümler de yer alıyordu. Boğaz’ın en geniş cepheli yalılarından biri olan Saffet Paşa Yalısı, ince marangozluk işçiliği ve dengeli planıyla İstanbul yalı mimarisinin seçkin örneklerindendir.


Saffet Paşa Yalısı’nı Yatla Keşif

Kanlıca kıyısında Boğaz’ın çizgisi yumuşayıp suyla kara arasındaki ilişki daha sakin bir ritme bürünürken Saffet Paşa Yalısı, bulunduğu hattın sürekliliğini ve yerleşik karakterini sessiz bir asaletle temsil eder. Denizden bakıldığında yalı, abartıya kaçmadan var olmayı bilen cephe düzeni ve kıyıya oturuşuyla, çevresindeki dokuyla uyum içinde duran dengeli bir siluet sunar. Karadan çoğu zaman gündelik hayatın parçası gibi algılanan bu yapı, su seviyesinden izlenince oranları, pencerelerin ritmi ve cephe boyunca uzanan düzeniyle çok daha bilinçli bir mimari anlayışı ortaya koyar. Yat kıyıya paralel ilerledikçe Saffet Paşa Yalısı, Kanlıca hattının neden Boğaz’ın en sakin ve saygın bölümlerinden biri olarak anıldığını hissettirir. Bu noktada mimari, dikkat çekmekten çok yerinde durmayı ve sürekliliği tercih eder. Yapı, kendini anlatmak için süse değil, ölçüye ve yerleşime yaslanır. Burada durup izlemek, Boğaz kıyısındaki yaşamın gösterişten uzak ama köklü yüzüne tanıklık etmek gibidir. Saffet Paşa Yalısı’nı bu dingin perspektiften görmek, Boğaz’da yat kiralayarak ilerlediğinizde çok daha derin bir anlam kazanır. Saffet Paşa Yalısı çevresinde bir rota planlamak isteyenler, filomuzdaki yat seçeneklerini kendi süre ve kişi sayısı tercihlerine göre online olarak değerlendirip menü ile ekstra hizmet tercihleri eklendikçe toplam bütçenin nasıl şekillendiğini yatkiralama.net üzerinden net biçimde inceleyebilir.