Edip Efendi Yalısı

Edip Efendi Yalısı

İstanbul Boğazı'nın Anadolu yakasında, Üsküdar ilçesine bağlı Kandilli semtinde konumu ve zarif görünümüyle öne çıkan tarihi bir yalıdır.

Kayalık bir burnun (Akıntıburnu) üzerinde inşa edildiği için Edip Efendi Yalısı, adeta suyun üzerinde yüzüyormuş hissi verir. Açık mavi boyalı ahşap cephesi ve kırmızı kiremitli çatısıyla Boğaz kıyısında hemen fark edilen bu zarif yapı, geçmişin ihtişamını günümüze taşıyan estetik bir hazinedir. Boğaz’dan geçen teknelerden bakıldığında yalının denize vuran zarafeti ve tarihi dokusu kıyı siluetine unutulmaz bir güzellik katmaktadır. Edip Efendi Yalısı, İstanbul’un en eski ve en karakteristik yalılarından biri olarak kabul edilir.


Edip Efendi Yalısı'nın Tarihi

Edip Efendi Yalısı’nın inşa tarihi tam olarak bilinmemekle birlikte büyük olasılıkla 18. yüzyıla uzanmaktadır. Rivayete göre yalıyı, I. Mahmud döneminde (1750’li yıllar) kısa süre sadrazamlık yapmış Divitdâr Mehmet Emin Paşa 1750 civarında yaptırmıştır. Sonraki yıllarda yalı, Osmanlı döneminin elit simalarından Mehmet Muammer Paşa’nın konutu olmuş, ardından Kani Paşa’nın ikametgâhı haline gelmiştir. 1887 yılında ise Osmanlı Devleti’nde Şûrâ-yı Devlet üyesi, Defter-i Hakani ve Maliye nazırlıkları gibi üst düzey görevlerde bulunmuş olan Edip İbrahim Efendi (Edip Efendi) yalının yeni sahibi olmuştur. Edip Efendi, yalıyı devraldıktan sonra yapıyı özgün mimari üslubunu bozmadan özenle restore ettirmiş ve iç mekânını dönemin modasına uygun Avrupa tarzı mobilyalarla döşetmiştir. Ne var ki, bu görkemli konakta yalnızca bir yıl yaşadıktan sonra 1888’de vefat etmiş ve yalı o tarihten itibaren onun adıyla anılmaya başlamıştır.


Edip Efendi’nin ölümünün ardından yalı miras nedeniyle aile üyeleri arasında paylaşıldı ve bakımsızlığa terk edildi. Zamanla harap hale gelen yapı, uzun yıllar metruk kalmıştır. 1916’da Paşabahçe açıklarında yakıt yüklü bir geminin infilak etmesiyle Kandilli–Vaniköy sahil şeridinde büyük bir yangın felaketi yaşandı; birçok yalı bu yangında kül olurken Edip Efendi Yalısı, bu afetin sağ kurtulan nadir yapılarından biri olmuştur.


20. yüzyıl ortalarında kaderine terk edilen yalı, 1980’lere gelindiğinde harem ve selamlık bölümleri fiilen ayrılarak iki ayrı mülk olarak el değiştirdi. Kısa bir süre sonra yeni sahipler tarafından kapsamlı bir restorasyon süreci başlatıldı. Harap durumdaki harem bölümü 1986’da, selamlık bölümü ise 1993’te restore edilerek yapı eski ihtişamına kavuşturuldu. Günümüzde Edip Efendi Yalısı özel mülk statüsündedir ve ziyarete açık değildir. Ancak 2014 yılında yayımlanan “Paramparça” adlı televizyon dizisinin çekimleri için aylık 50 bin dolar bedelle kiralanması gibi gelişmelerle zaman zaman gündeme gelmiş, ayrıca II. Abdülhamid devrinde Boğaziçi’ndeki günlük yaşamı anlatan anılarını kaleme alan İngiliz aristokrat Dorina Neave’e de bir dönem ev sahipliği yapmıştır.


Edip Efendi Yalısı'nın Mimarisi

Ahşap Osmanlı sivil mimarlığının bir örneği olan Edip Efendi Yalısı, Boğaziçi yalılarına özgü klasik üslubu ve iç mekânındaki Avrupai dekorasyonuyla dikkat çeker. Yalı, başlangıçta selamlık (erkek misafirlerin kabul edildiği bölüm) ve harem (aile yaşamına ayrılan bölüm) olmak üzere, uzun koridorlarla birbirine bağlanan iki ana kısımdan oluşmaktaydı. Tüm kapıları açık olduğunda, odalar ve salonlar boyunca bir uçtan diğer uca düz bir hat üzerinde yürümek ve kesintisiz bir manzarayı görmek mümkün oluyordu. Harem ile selamlığın aynı çatı altında yer aldığı bu mimari düzen, Boğaziçi’ndeki yalılar arasında çok nadir görülür. Daha sonraki yıllarda ise harem ve selamlık kısımları iki ayrı yapıya dönüştürülmüş, aradaki bağlantı kapatılarak yalı fiziksel olarak ayrılmıştır. Dış görünümdeki bütünlük korunmakla birlikte, iç mekânın önemli bir kısmı restorasyonlarda yenilenmiş, bazı özgün dekoratif detaylar özenle muhafaza edilmiştir.


Edip Efendi Yalısı'nı Yatla Keşif

İstanbul Boğazı boyunca sıralanan tarihi yalıları denizden seyretmek, şehri keşfetmenin en büyüleyici yollarından biridir. Özellikle Edip Efendi Yalısı gibi görkemli yapıların incelikli detayları ve zarafeti, karadan ziyade denizden bakıldığında çok daha belirgin hale gelir. Boğaz turu yaparken dalgaların ritmi ve hafif meltem eşliğinde kıyı boyunca süzülen bu tarihî konakları izlemek, insana adeta zamanda yolculuk yapıyormuş hissi verir. Boğazda yat kiralama ise bu benzersiz manzaraları doyasıya yaşamanın en ideal yollarından biri olarak öne çıkar. Özel bir yatla Boğaz turu yaparak bu yalıları yakından görmek, kalabalık gezi teknelerine göre hem daha rahat hem de daha keyifli bir seçenektir. Kendi rotanızı belirleyebileceğiniz böyle bir yolculuk sayesinde Boğaz’ın incilerini dilediğiniz tempoda keşfedebilirsiniz. Sevdiklerinizle birlikte yat kiralayıp çıkacağınız bir Boğaz gezisi, tamamen size ait konforlu ve unutulmaz bir deneyimdir. Dilediğiniz noktada durup tarihi yalıları arkada fon olarak fotoğraflayabilir, hatta Boğaz’ın serin sularında kısa molalar verebilirsiniz. Eğer Boğaz’ın tarih dolu kıyılarını huzur içinde keşfetmek ve İstanbul’un eşsiz atmosferini hissetmek isterseniz, vakit kaybetmeden bir yat kiralayın ve kendinizi bu masalsı deneyime bırakın. Boğaz’da yapacağınız özel bir yat turu, yalnızca bir gezi değil, kentin ruhunu hissetmenin en özel yollarından biridir. Kendi yatınızı kiralayıp rotanızı oluşturduğunuzda, dalgaların ritmine ve eşsiz manzaralara eşlik ederek İstanbul’un kalbine doğru unutulmaz bir yolculuğa çıkabilirsiniz.