İstanbul Boğazı kıyısında konumlanan Esma Sultan Yalısı, Osmanlı zarafetini modern dokunuşlarla birleştiren eşsiz bir sahil sarayıdır.
Boğaz’ın serin sularından bakıldığında Esma Sultan Yalısı tüm ihtişamıyla ziyaretçileri selamlar. Kızıl tuğladan cephesi, günbatımında güneş ışıklarıyla alev alev parlayarak tarihi bir siluet oluşturur. Ortaköy’ün kalbindeki bu yalı, bir yanında 19. yüzyılın incisi Ortaköy Camii, diğer yanında çağdaş 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ile geçmiş ve geleceği aynı karede buluşturur. Dalgaların ritmik sesi ve kıyıda salınan ağaçların fısıltısıyla birlikte Esma Sultan Yalısı’nın ihtişamlı duruşu, Boğaz manzarasına unutulmaz bir etki katar. İlk bakışta bile bu yapının duvarlarında saklı anılar ve tarihi dokusuyla benzersiz bir atmosfere sahip olduğu hissedilir.
Esma Sultan Yalısı’nın Tarihi
İstanbul Boğazı kıyısında, Ortaköy semtinde yer alan Esma Sultan Yalısı adını Osmanlı Sultanı Abdülaziz’in kızı Prenses Esma Sultan’dan (1873-1899) almıştır. Yalı, 19. yüzyılın ikinci yarısında ünlü Osmanlı mimarı Sarkis Balyan tarafından neoklasik üslupta tasarlanmış ve 1889’da Esma Sultan’a düğün hediyesi olarak verilmiştir. Bununla birlikte, son yıllarda ortaya çıkarılan Osmanlı arşiv belgelerine göre yalının aslında 1849 yılında İstanbul’un tanınmış tüccarlarından Sarraf Maksud tarafından yaptırıldığı, 1900 yılında ise Osmanlı hazinesinin bu ailenin varislerinden yapıyı satın alarak Esma Sultan’ın oğullarına tahsis ettiği anlaşılmıştır. Bu tarihten sonra yapı Esma Sultan Yalısı adıyla anılmaya başlanmıştır.
Genç yaşta hayatını kaybeden Esma Sultan’ın 1899’daki vefatından sonra yalı, Sultan II. Abdülhamid tarafından kız kardeşi Cemile Sultan’a verildi; onun ölümünün ardından ise Sultan V. Murad’ın kızı Fatma Sultan yapının yeni sahibi oldu. 1915 yılına kadar Osmanlı hanedanının mülkiyetinde kalan yalı, imparatorluğun son yıllarında el değiştirdi. I. Dünya Savaşı’nın ardından, 1918’den itibaren bir Rum okulu olarak hizmet veren yapı 1920’lerde büyük bir yangın geçirdi ve 1922’den itibaren tütün deposu olarak kullanılmaya başlandı. 1952 yılında iş insanı Saffet Baştımar tarafından satın alınan yalı, bu dönemde marangozhane ile mobilya ve kömür deposu olarak kullanıldığı için halk arasında “Baştımar Yalısı” adıyla da anılır oldu.
1975 yılının başlarında sahipleri yapıyı satışa çıkarmayı planlarken meydana gelen bir yangın, yalının ahşap bölümlerini tamamen yok ederek geriye sadece kagir (tuğla) dış duvarlarını bıraktı. Uzun süre harap halde kalan Esma Sultan Yalısı’nın bahçesi, 1980’lerde verilen açık hava konserleri ve davetlerle bir süre daha İstanbullulara hizmet etti. Nihayet 1990’ların başında The Marmara Oteller Grubu tarafından satın alınan yapı, kapsamlı bir restorasyon ve yenileme sürecine girdi. Mimar Gökhan Avcıoğlu liderliğinde yürütülen proje kapsamında yalının tarihi dış duvarları aynen korunarak iç kısmına çelik ve camdan modern bir strüktür inşa edildi. 2001 yılında çok amaçlı bir etkinlik mekanı olarak yeniden kapılarını açan Esma Sultan Yalısı, o tarihten beri İstanbul’un en seçkin davet, düğün, toplantı ve kültürel etkinliklerine ev sahipliği yapan özel bir mekan olarak kullanılmaktadır. Geçmişin izlerini taşıyan dış cephesi ile modern iç mekanını harmanlayan yalı, günümüzde tarihi mirası yaşatarak çağdaş organizasyonlara hizmet vermeye devam etmektedir.
Esma Sultan Yalısı’nın Mimarisi
Esma Sultan Yalısı, boyutları, malzeme yapısı ve konumu itibarıyla geleneksel Boğaziçi yalı mimarisinden farklılık gösteren, adeta küçük bir sahil sarayı niteliğinde heybetli bir yapıdır. İki ana kat ve bir çatı katından oluşan yalının yaklaşık 884 m² kullanım alanı, çevresinde ise 4.030 m² büyüklüğünde geniş bir bahçesi bulunmaktadır. Yapının dış cephesi kagir (tuğla) malzemeden, iç yapısı ise geleneksel Bağdadi ahşap teknikle inşa edilmiştir. Plan düzeni olarak, deniz cephesinde üç geniş pencereye sahip çıkmalı büyük bir salon merkezi konumda yer alır ve her iki yanda bu salona açılan odalar bulunur; görkemli bir ana merdiven de tam ortada yükselerek üst katlara erişim sağlar. Yalının cephe tasarımında simetriye ve neoklasik üsluba vurgu yapılmıştır. Cephede katları ayıran dekoratif silmeler, ritmik dizilimli dikdörtgen pencereler ve çıkmaların üzerinde yükselen üçgen alınlıklar yapıya zarif bir hareket kazandırır. Boğaz kıyısındaki konumuyla birleşen bu batı etkili mimari üslup, Esma Sultan Yalısı’na hem zarif hem görkemli bir karakter vermektedir.
1975’teki yangın sonrasında gerçekleştirilen restorasyon, mimari açıdan yenilikçi bir yaklaşımla ele alınmıştır. Tarihi tuğla dış duvarlar güçlendirilip aynen korunurken, bu duvarların iç yüzeylerine dokunulmadan, onların içerisine hafif çelik bir taşıyıcı iskelet ve cam panellerden oluşan yeni bir iç yapı yerleştirilmiştir. Eski ile yeninin böylesine çarpıcı bir biçimde birleşmesi sayesinde yalı, geçmişin ruhunu yansıtan dış kabuğunu muhafaza ederken günümüz ihtiyaçlarına uygun modern ve ferah iç mekanlar sunabilmektedir. Günümüz Esma Sultan Yalısı’nda giriş katında bir bar ve restoran, üst katlarında ise gerektiğinde konferans veya balo salonu olarak kullanılabilen geniş etkinlik alanları yer almaktadır. Camla çevrili bu çağdaş iç mekanlar, tarihi dış cepheyle uyum içinde tasarlanmış ve Boğaz manzarasına açılan etkileyici bir atmosfer yaratmıştır. Sonuç olarak, Esma Sultan Yalısı’nın mimarisi, tarihi doku ile modern tasarımı buluşturan başarılı bir restorasyon örneği olarak anılmaktadır.
Esma Sultan Yalısı’nı Yatla Keşif
Ortaköy kıyısında, Boğaz’ın en hareketli hatlarından birinde yer alan Esma Sultan Yalısı, ilk bakışta tamamlanmış bir yapıdan çok, geçmişiyle bugünü aynı anda taşıyan güçlü bir izlenim bırakır. Denizden bakıldığında yalı, dolu ve boş alanlarıyla klasik bir cephe anlayışının ötesine geçer ve yaşadığı dönüşümü saklamadan sergileyen etkileyici bir siluet hâline gelir. Karadan çoğu zaman arka planda kalan bu etki, su seviyesinden izlenince çok daha belirginleşir ve yapı kendi hikâyesini kelimelere ihtiyaç duymadan anlatır. Açıkta kalan duvarlar ve boşluklar, zaman içinde yaşananları mimarinin bir parçası hâline getirirken, yalıyı Boğaz kıyısında benzersiz bir konuma taşır. Yat kıyıya paralel ilerledikçe Esma Sultan Yalısı, Ortaköy’ün enerjisiyle tarihsel hafızanın nasıl yan yana durabildiğini güçlü bir biçimde hissettirir. Bu karşıtlık, bakışı sürekli üzerinde tutan özel bir gerilim yaratır. Burada izlemek, sadece mimariye değil, zamana ve dönüşüme tanıklık etmek gibidir. Esma Sultan Yalısı’nı bu perspektiften görmek, Boğaz’da yat kiralayarak ilerlediğinizde bambaşka bir derinlik kazanır. Esma Sultan Yalısı önünden geçecek bir yat planı yapmak isteyenler, filomuzdaki yat alternatiflerini kendi programlarına göre online olarak değerlendirip süre, kişi sayısı ve hizmet tercihlerine bağlı olarak bütçenin nasıl şekillendiğini yatkiralama.net üzerinden net biçimde görebilir.