Boğaz kıyısında zarif bir hat boyunca uzanan Feriye Sarayı, Osmanlı hanedan yaşamının sakin ama seçkin yüzünü yansıtan özel bir yapıdır.
19. yüzyılda,
Sultan Abdülaziz tarafından
hanedan üyelerinin ikameti ve saray yaşamını genişletmek amacıyla inşa ettirilen Feriye Sarayı, Dolmabahçe ve Çırağan saraylarının devamı niteliğinde konumlanmıştır. Balyan ailesinin imzasını taşıyan yapı,
uzun sahil şeridine yayılan mimarisi, düzenli cepheleri ve Boğaz’la kurduğu güçlü ilişkiyle dikkat çeker. Osmanlı’nın son döneminde önemli olaylara tanıklık eden saray, özellikle
Sultan Abdülaziz’in son günlerini geçirdiği yer olarak tarihte ayrı bir yere sahiptir. Cumhuriyet döneminde farklı eğitim kurumları ve kamu yapıları olarak kullanılan Feriye Sarayı, zaman içinde çeşitli restorasyonlardan geçerek yeniden işlev kazanmıştır. Günümüzde sosyal ve kültürel etkinliklere ev sahipliği yapan yapı,
geçmişin izlerini modern yaşamla buluşturan zarif bir Boğaz yapısı olarak varlığını sürdürür.
Feriye Sarayı’nı karadan görmek zarif bir siluet sunar; ancak denizden yaklaşmak bu yapının bütününü hissettirir. Boğaz’da ilerleyen bir yatın üzerinden bakıldığında, sarayın uzun kıyı hattı boyunca uzanan cephesi gözler önüne serilir ve yapı adeta kesintisiz bir hikâye gibi akmaya başlar. Karadan fark edilmeyen mimari ritim, denizin ortasından bakıldığında çok daha net ortaya çıkar. Özellikle gün batımında, ışığın yapı boyunca süzüldüğü anlarda saray bambaşka bir atmosfere bürünür. Bu yüzden
yat kiralama fiyatları araştırılırken, Feriye Sarayı’nı bu açıdan görmenin sunduğu deneyim de düşünülmelidir; çünkü bu yapı, en etkileyici halini denizden gösterir.