Ortaköy Camii

Ortaköy Camii

İstanbul Boğazı’nın kıyısında zarif Neo-Barok mimarisiyle yükselen Ortaköy Camii, şehrin en ikonik yapılarından biridir.

İstanbul denince akla gelen yapılardan biri olan Ortaköy Camii, Boğaz’ın eşsiz güzelliğini tamamlayan zarif mimarisiyle yerli ve yabancı ziyaretçileri büyüler. Beşiktaş ilçesinin Ortaköy semtinde, Boğaz kıyısında yer alan cami konumu sayesinde ziyaretçilerine sanki denizin üstünde süzülüyormuş hissi verir. Kubbelerinin suya vuran silueti ve arka plandaki Boğaziçi Köprüsü ile tarihi ve moderni buluşturan bu manzara, tekneyle geçenler için unutulmaz bir tablo sunar.


Ortaköy Camii’nin Tarihi

Ortaköy Camii (halk arasında Büyük Mecidiye Camii olarak da bilinir) 1853-1856 yılları arasında Sultan Abdülmecid tarafından Ermeni mimar Nigoğos Balyan’a inşa ettirildi. İnşasından kısa süre sonra narin yapısı nedeniyle 1862 ve 1866 yıllarında ilk onarımlarını gördü. 1894 yılındaki büyük İstanbul depreminde ağır hasar gören cami, 1909’da kapsamlı bir restorasyonla onarıldı ve bu süreçte yıkılan yivli minarelerinin yerine daha sade görünümlü yeni minareler inşa edildi. 1960’lı yıllarda yapıda tekrar çatlaklar oluşunca temeli güçlendiren ve kubbesini yenileyen bir restorasyon yapıldı; çalışmalar sonunda cami 1969’da ibadete tekrar açıldı. 1984’te çıkan yangında kısmen harap olan yapı yine restore edilerek eski ihtişamına kavuşturuldu. Son olarak 2011-2014 yılları arasında üç yıl süren kapsamlı restorasyonun tamamlanmasıyla cami, Haziran 2014’te yeniden ibadete ve ziyarete açıldı. Günümüzde cami hem aktif bir ibadethane olarak hizmet vermekte hem de yerli yabancı turistlerin ilgiyle ziyaret ettiği tarihi bir simge konumundadır.


Ortaköy Camii’nin Mimarisi

Neo-Barok stilin özelliklerini yansıtan Ortaköy Camii, beyaz kesme taştan dış cephesi ve yoğun kabartma taş süslemeleriyle son derece ihtişamlı bir görünüme sahiptir. Cami, tek kubbeli kare planlı ana ibadethanesi ve merdivenle çıkılan iki adet tek şerefeli ince minaresiyle klasik Osmanlı camilerinden farklı bir siluete sahiptir. Harim duvarlarını iki sıra halinde çevreleyen büyük pencereler, Boğaz’ın değişken ışığını iç mekâna taşıyarak yapının gün ışığıyla dolmasını sağlar. İç mekânda pembe mozaiklerle süslü kubbesi, mermer panelleri ve alçaktan sarkan kristal avizeleriyle ışıl ışıl bir atmosfer sunan cami, adeta barok bir saray salonunu andırır; mihrap ve minberinde sergilenen ince mermer-mozaik işçilik Osmanlı sanatının zarafetini yansıtır. Ayrıca, hat sanatına olan ilgisiyle bilinen Sultan Abdülmecid’in kendi el yazısıyla hazırlattığı güzel hat levhaları duvarları süsleyerek caminin manevi atmosferini zenginleştirir.


Ortaköy Camii’ni Yatla Keşif

Ortaköy kıyısında Boğaz’ın tam kenarına yerleşmiş Ortaköy Camii, ibadet mekânının suyla bu denli iç içe geçtiği nadir yapılardan biri olarak, bulunduğu hattı yalnızca mimari değil, duygusal bir merkez hâline getirir. Denizden bakıldığında cami, ağır bir anıtsallık yerine zarif bir açıklık hissi sunar; cephedeki oranlar ve pencereler, ışığın içeri nasıl alındığını daha dışarıdan anlatır. Karadan çoğu zaman kalabalık ve hareketle çevrili olan yapı, su seviyesinden izlenince çok daha sakin, ritmik ve dengeli bir duruş sergiler. Yat kıyıya paralel ilerledikçe cami, Boğaz’ın akışıyla aynı ritimde nefes alan bir yapı gibi algılanır. Bu noktada mimari, kendini yükselterek değil, suya yaklaşarak ifade eder. Ortaköy Camii, ibadetin yalnızca kapalı bir mekânda değil, manzara ve ışıkla birlikte yaşanabileceğini hatırlatır. Burada durup izlemek, Boğaz’ın gündelik hareketi içinde kısa bir içe dönüş anı yakalamak gibidir. Ortaköy Camii’ni bu sakinlik içinde görmek, Boğaz’da yat kiralayarak ilerlediğinizde çok daha derin bir etki yaratır. Ortaköy Camii önünden geçecek bir plan oluşturmak isteyenler, filomuzdaki yat alternatiflerini kendi süre ve kişi sayısı tercihlerine göre online olarak inceleyip menü ile ekstra hizmet seçenekleri eklendikçe bütçenin nasıl şekillendiğini yatkiralama.net üzerinden adım adım değerlendirebilir.