130 yıllık geçmişe sahip Zeki Paşa Yalısı, İstanbul Boğazı kıyısındaki görkemli mimarisi ve köklü hikâyesiyle Boğaz’ın en dikkat çekici yalılarından biridir.
Rumelihisarı semtinde, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün hemen yanında konumlanan Zeki Paşa Yalısı, ihtişamlı yapısı ve şatoyu andıran dış cephesiyle Boğaz’dan geçen herkesin dikkatini çeker. Taş malzemeli heybetli gövdesi ve geniş çatılı silueti sayesinde adeta küçük bir kaleyi andıran bu tarihi yalı, çevresini saran panoramik Boğaz manzarasıyla birlikte etkileyici bir görüntü sunar. Boğaz’ın sularından bakıldığında, yalının yüksek duvarlarının ardında uzanan geniş bahçesi ve denize uzanan rıhtımı da seçilir; bütün yapıyı saran tarihî atmosfer, ziyaretçilere hem geçmişin izlerini hem de İstanbul’un doğal güzelliğini aynı anda hissettirir. Zeki Paşa Yalısı, gerek konumunun stratejik önemi gerek mimari görkemiyle Boğaz turunda mutlaka fark edilen simge yapılardandır.
Zeki Paşa Yalısı'nın Tarihi
Zeki Paşa Yalısı, Osmanlı Sultanı II. Abdülhamid döneminde, 20. yüzyılın başlarında Tophane Müşiri (Mareşal) Zeki Paşa tarafından ünlü mimar Alexandre Vallaury’e yaptırılmıştır. Dönemin önde gelen komutanlarından olan Zeki Paşa, yalısını ailesiyle özellikle yaz aylarında kullanacağı bir sayfiye konutu (yazlık köşk) olarak inşa ettirmiştir. Ancak 1908 yılında II. Meşrutiyet’in ilanından sonra gözden düşen Zeki Paşa görevlerinden uzaklaştırılmış ve yalısında uzun süre oturamadan 1914 yılında vefat etmiştir.
Paşanın ölümünün ardından Boğaz’ın “incilerinden” sayılan bu görkemli yalı aile elinden çıkarak zamanla el değiştirmiştir. Son Osmanlı padişahı VI. Mehmed Vahdettin’in damadı Ömer Faruk Efendi, yalının ilk sonraki sahibi olmuş; Zeki Paşa’nın ailesinden satın aldığı yalıda bir süre eşi Sabiha Sultan ve çocuklarıyla birlikte ikamet etmiştir. 1924’te Osmanlı hanedan üyelerinin yurt dışına gönderilmesiyle Sabiha Sultan İstanbul’dan ayrılmak zorunda kalmış ve yalı bu tarihten sonra Cumhuriyet döneminde tekrar el değiştirmiştir. 1930’lu yıllarda İstanbul’un tanınmış ailelerinden Baştımar Ailesi tarafından satın alınan Zeki Paşa Yalısı, uzun yıllar boyunca özel konut olarak kullanılmıştır. Tarihî dokusunu büyük ölçüde koruyarak günümüze ulaşan yapı, Ekim 2019’da “Türkiye’nin en pahalı konutlarından biri” olarak lanse edilerek satışa çıkarılmıştır. Günümüzde hâlâ özel mülk statüsünde olan yalı, sahip olduğu kültürel miras değeriyle devlet koruması altındadır.
Zeki Paşa Yalısı'nın Mimarisi
Osmanlı ve Batı estetiğinin buluştuğu Zeki Paşa Yalısı, Alexandre Vallaury imzalı tasarımıyla Boğaz’daki diğer yalılardan hemen ayrılır. Osmanlı konak geleneğini Avrupa Barok üslubuyla harmanlayan yapı, şato görünümlü anıtsal mimarisi ve ince detaylarıyla dikkat çekicidir. Cephelerinde barok etkili süslemeler, sütun motifli pencere aralıkları ve katlar arasında devam eden dekoratif kuşaklar bulunur. Yalının bir diğer özelliği de, çoğu geleneksel Boğaz yalısının aksine tamamen kâgir (taş) malzemeyle inşa edilmiş olmasıdır; ahşap yerine kesme taş kullanılması yapıyı yangın ve deprem gibi risklere karşı daha dayanıklı kılmış, yapı adeta küçük bir “sahil sarayı” sağlamlığına kavuşmuştur. Ayrıca inşa edildiği kaya zemin ve güçlü temel sayesinde İstanbul Boğazı’ndaki 130 yıllık en yüksek yapılardan biri olarak ayakta kalmıştır.
Başlıca mimari detaylar ve özellikleri:
- Yalı, toplam 5 kattan oluşan bir yapıdır ve içinde 23 oda, 5 salon ve 8 banyo bulunmaktadır.
- Her katta 6 oda yer almakta olup bunların 5’i doğrudan Boğaz manzarasına bakmaktadır.
- Yaklaşık 4.000 m²’lik geniş bir bahçeye ve 130 metre uzunluğunda özel bir rıhtıma sahiptir.
- Yapıya hem karadan (bahçesinden) hem de deniz tarafından (kendi iskelesinden) giriş imkânı mevcuttur.
Tüm bu özellikler, Zeki Paşa Yalısı’nı klasik Osmanlı yalılarından öteye taşıyarak Boğaz kıyısındaki en görkemli sivil mimarlık eserlerinden biri hâline getirmektedir. Tarihi yalı, gerek eşsiz konumu gerek mimari ihtişamıyla Boğaz siluetinin vazgeçilmez parçalarından biridir.
Zeki Paşa Yalısı'nı Yatla Keşif
Denizden baktığınızda Zeki Paşa Yalısı’nın tüm ihtişamını tam karşıdan görebilmek, İstanbul’da ayrıcalıklı bir deneyimdir. Özel bir yat ile Boğaz turu yaparken, kalabalık vapur güzergâhlarının aksine dilediğiniz noktada yavaşlayıp bu tarihî yapıyı yakından inceleyebilirsiniz. Bina ziyarete açık olmasa da, yatla çevresinden geçerken yalının detaylarını ve Boğaz manzarasıyla uyumunu doyasıya seyretmek mümkün oluyor. Üstelik günümüzde Boğaz’da yat kiralama fiyatları farklı bütçelere uygun birçok seçenek sunuyor; dolayısıyla bu deneyimi yaşamak artık düşünüldüğü kadar ulaşılamaz bir lüks değil. Kendinize ait bir rotada seyrederken, Rumeli Hisarı’nın gölgesindeki bu yalıyı denizden görmenin huzurunu yaşayabilir, İstanbul’un eşsiz manzarasının tadını çıkarabilirsiniz. Güneşin batışıyla yalının taş cephesine vuran kızıllığın veya gece mehtabında siluetinin suda yarattığı yansımaların tadını yalnızca size ait bir tekneden çıkarmak, seyahatinizi unutulmaz kılar. Kısacası, Boğaz’ın büyüleyici atmosferinde yapacağınız özel bir yat turuyla Zeki Paşa Yalısı’nı denizden görmek, hem tarihle baş başa kalmanın hem de İstanbul’un saklı güzelliklerini keşfetmenin en keyifli yoludur.